Din-Bilim Çatışması...

DİN-BİLİM ÇATIŞMASI…

“ Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: “rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.”  (Al-i İmran suresi-191)

İçinde böyle bir ayet-i kerime bulunan bir Kitaba sahip olan bizler evrenin yaratılışı, tabiatın yapısı, canlılar alemi ile ilgili konularda hep araştırıcı ve öncü insanlar olmalı değil miyiz? Kitab’a baktığımızda yatarken, oturuken, ayakta yani her daim yaratılış üzerine tefekkür eden insanlar olarak bahsediyor Müslümanlardan Allah Teala. Peki bizler Kitab’ı gerçekten anladık mı, hakkını verdik mi?

Cübbeli Hoca’ya bakarsanız Cern deneyi anlamsız bir çalışma, “yaratılışın nasıl başladığını bulacaklar da ne olacak, hiçbir kitapta yeri yok bunun” diyor Cübbeli Hoca. Hangi kitapları karıştırdı bilmiyorum ama çok uzağa gitmesine gerek yoktu, Kur’an-ı Kerim’de bu konuda birçok ayet bulması mümkündü. Ama hoca sadece namazla ilgili ayetleri görüyor anlaşılan, onun için din demek sadece namaz demek, cübbe demek, sakal ve çarşaf demek olmalı. İsmailağa Cemaatinin sitesinde Cübbeli’nin şeyhi Mahmud Efendi’nin sakalsız ve şalvarsız gördüğü insanları yolda bile olsa durdurup bu kıyafetleri giymeye çağırdığına dair bir yazı okumuştum. Fatih semtinde bu cemaate mensup çarşaflı hanımların çarşaflı olmayan tesettürlü bayanların selamını almadığını söylerdi bazı arkadaşlarım da inanamazdım, bu yazıyı okuduktan sonra inanasım geldi doğrusu. Osmanlı’nın gerileme sürecinde medreselerde “bıyıklar dudağın kaç santim üstünden kesilmeli” nin tartışıldığı dönemde, Batılılar, din adamlarının bağnazlıklarını bir tarafa atıp bilim dünyasında merdivenleri beşer onar çıkıyorlardı. Bu tartışma İstanbul fethedildiği dönemde Bizanslı papazların meleklerin kız mı erkek mi diye cinsiyetlerini tartıştıkları döneme benziyor. Din adamları teolojik tartışmalar yapsınlar elbette ama buradaki durum din adamlarının sadece teolojik tartışma yapmakla kalmayıp diğer alanlara da müdahale ederek, gelişmeyi engelleyici fetvalar üretmeleridir. Bertrand Russell’in “Din ile Bilim” isimli kitabı İTÜ’de öğrenciliğim sırasında okul kütüphanesinde elime geçmişti ve ilahiyattan yeni ayrılmış biri olarak oldukça ilgimi çekmiş ve etkilenmiştim doğrusu ve de haklı eleştirileri vardı. Ama bu eleştiriler adres olarak din ve bilim çatışmasını değil Kelam hocalarımdan Prof.Dr İlyas Çelebi’nin deyimiyle din adamı ve bilim adamı çatışmasını gösteriyordu. Cübbeli Hoca’nın videosu da bu göstergelerden birisi.

Cübbeli Hoca’nın esprili bir şekilde anlattığı benim de dinlerken çok eğlendiğim bu video, hayatın gerçeklerine bakıldığında o kadar da eğlenceli değil aslında. İslam dünyasının bilimsel alandaki geri kalmışlığı içler acısı. Allah’ın ayetlerine bakın bir de Müslümanların düşünsel fakirliğine…Biz sadece bilimsel alandaki öğretileriyle değil ahlaki öğretileriyle de Kur’an’ın çok uzağında kalmışız. Tabii bu konu çok su götürür ben bu tartışmalara girmeden Cübbeli Hoca’ya kendisinin de kabul edeceği bazı alimler aracılığıyla cevap vermek istiyorum.

1)      İmam Gazzali (Tehafüt el-felasife-Filozofların Tutarsızlığı):

 

İmam bu kitabında fen adamlarıyla mücadele ederek fikirlerinin şeriatta olmadığını söyleyen kimselerin dine karşı suç işlemiş ve dini zaafa uğratmış kimseler olduğunu söylüyor. Şöyle diyor imam “….Zira astronomiye dair meseleler, hiçbir şüpheye yer bırakmayan geometri ve matematik kanıtlara dayanmaktadır. Ay ve Güneş tutulmasının vaktini ve süresini sebepleriyle haber verecek kadar bu meseleleri bilen kimseye “bu tavrın şeriata aykırıdır” denildiğinde, söz konusu kimse kendi bilgisinden değil, şeriattan şüphe eder. Halbuki şeriatın öngörmediği bir yöntemle şeriata yardıma kalkışanın ona verdiği zarar, kendi yöntemiyle şeriata zarar vermek isteyenin vereceği zarardan daha büyüktür. Nitekim “Akıllı düşman cahil dosttan daha iyidir” denilmiştir.

 İşte böyle diyor büyük imam ikinci mukaddimenin 15. Maddesinde, yani Cübbeli’nin yaptığı bu açıklamalar şeriata zarar veren cahilce konuşmalardır. Bilim adamlarının yaptığı çalışmalarda senin bu buluşun şeriata aykırıdır denemez, bilim alanındaki kesin buluşlara şeriat itiraz etmez aksine tabi olur ve ayetler yeni buluş ve gelişmeler çerçevesinde tevil edilir.

 

2)      Cübbeli Hoca tasavvuf ehli olduğu için İslam tasavvufunda ilk defa sufi ismiyle anılan Kufe’li büyük mutasavvıf Cabir bin Hayyan’dan örnek vermek istiyorum. Verilecek çok örnek var ama ben sadece bu iki isimle yetineceğim. Cabir bin Hayyan 8.yy’da yaşamış bir alim. Resulullah’ın 7.yy’da yaşadığı düşünülürse Efendimize ne kadar yakın bir dönemde olduğu anlaşılır. Britannica Ansiklopedisi ondan “İslam Kimyasının Babası” olarak söz eder. Yunanlı bilginler maddenin en küçük parçasına bölünemeyen anlamında “atom” ismini vermişken Cabir bu görüşe karşı çıkmış, atomun parçalanabileceğini söylemiş ve içinde Bağdat’ı alt-üst edecek güçte yoğun bir enerji olduğunu savunmuştur. Yani Cübbeli Hocam, Cabir bin Hayyan hocamız daha o dönemlerde maddeyle, evrenin yaratılışıyla ve yapı taşlarıyla ilgilenmiş, laboratuarında birçok deneyler yapmış ve pek çok buluşa imza atmıştır. Ve bunları yaparken hep Allah’ın kudret nişanını görmüştür maddede.

 

Allah’ı ve yarattıklarını tefekkür etmek ilim yoluyla olur sevgili dostlar, bilmediğiniz birşeyi nasıl tefekkür edersiniz. Evren ve yaratılış hakkında ne kadar doğru bilgiye ulaşabilirsek Allah’ı da o kadar iyi anlar ve tefekkür ederiz. Çünkü Allah bize ancak yarattığı eşya ile görünür, O’nu başka türlü görüp tanımamız mümkün değil. Bizim dinimiz ile bilimsel çalışmalar arasında çatışma olması mümkün değildir. Çatışma dediğimiz gibi din adamı ile bilim adamı arasında oluyor. Sorumluluk mevkiinde olan din adamlarının kendilerini gülünç duruma düşürecek bu tarz açıklamalardan uzak durmaları gerekir. Unutulmamalıdır ki din adamlarının yaptıkları açıklamalar ve takındıkları tavırlar temsilcisi oldukları dine de zarar veriyor.

 

Son olarak bir ayetle bitirmek istiyorum bu tartışmayı:

 

“ De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra aynı şekilde ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.”

 

(Ankebut Suresi-20)

 

Kaynakça:

1-imam Gazzali ( Tehafüt el-felasife, tercüme: Mahmut Kaya-Hüseyin Sarıoğlu)

2-Müslüman İlim öncüleri Ansiklopedisi, hazırlayan: Şaban Döğen

 

Şule Seda Tezer,

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !